Menu

Haziran 2010 Seminer Programı içeriği ve Konuşmacılara ait detaylı bilgiler

Haziran 2010 Seminer Programı içeriği ve Konuşmacılara ait detaylı bilgiler

haziran 2010 seminer programı

KONUŞMACILAR

Organizasyon Kollektifi
Sanat ve Arzu Semineri Açılışı
17 Haziran Perşembe, 16:30

Bu açılış oturumunda Sanat ve Arzu Semineri organizasyon kollektifi seminerin temel terimleri, ve kavramsal çerçevesi ve düşünsel yönelimleri üzerine konusacak.

Söyle Bana
Video Gösterimi (kuratör Angela Harutyunyan)
17 Haziran Perşembe, 18:00

Beş sanatçı ve filmcinin video işlerini bir araya getiren “Söyle Bana” video gösterimi, doğrudan konuşma ediminin işlevsel karakterinden yola çıkarak tam da gösterim alanına performatif bir müdahalede bulunuyor. Doğallaştırılmış bir anlatımla konulara netlik getiren açıklayıcı bir üst sese karşılık, doğrudan konuşma eyleminin eylemsel yönü, mevcut bir duruma müdahale etme ve onu değiştirme gücünü ifade ediyor. Bu durum, bu gösterim özelinde seyirci karanlık bir odada oturarak seçilmiş videoları seyrederken kuruluyor.

Burada seçilmiş videolar ya otoriter bir yapıyı tekrar eden, ya da eylemin başarısızligiyla bu yapıların yıkımına işaret eden performatif konuşma eylemlerine girisiyorlar. Söyledikleri sözler asla kendiliğinden veya öznel değil. J.L. Austin’in edimsel örneğinde, rahip çifti karı-koca ilan ettiğinde, konuşmanın performatif gücü rahibin otonom iradesinin bir yansıması veya ifadesi değil, önceden belirlenmiş ve önceden tesis edilmiş bir toplumsal mutabakatın resmi beyanıdır. Aynı şekilde Althusser’in “çağrı” kavramında, özneyi çağıran ve otonom öznel iradenin bir taşıyıcısı kılan polis memurunun “Hey, sen!” diye seslenişi değildir. Nitekim polis memurunun konuşmasının ta kendisi, zaten her zaman sosyal bir kurum olarak polisin halihazirda otoriter sesidir. O halde sesleniş açıklayıcı olmaktan ziyade işlevseldir. Basmakalıp ve yoruma açık “Bu eserlerin anlamı nedir?” sorusunu saf dışı bırakip yerine “Bu eserler ne yapıyor?” sorusunu getiren şey tam da onların bu işlevsel ve performatif niteliğidir.

Video Program
Hassan Khan, Rant, 6’45”, 2008
Aras Ozgun, Can I? 3’2”, 2002
Shady El Noshakaty Stammer: A Lecture in Theory, 12′, 2007
Lusine Chergeshtyan, Puzzle, 3’32”, 2009
Wael Shawky, The Cave, 12’42”, 2005


Ulus Baker
Sanat ve Arzu Semineri, 1998 (Video Sunuşu)
18 Haziran Cuma, 13:00

Ulus Baker 1998 baharında ODTÜ-GİSAM’da “Sanat ve Arzu” başlıklı dört aylık bir seminer verdi. Ulus o ana değin sürdürdüğü çalışmaların en olgunlaşmış halini sunduğu bu seminerde güncel felsefenin estetik alanındaki açılımlarını derinlikli olarak sorguladı, modern toplumsal özne tasarımıyla aynı süreçte gelişen görsel-işitsel ifade biçimleri ve teknolojileri araşındaki geçişlerin izini sürdü, ve günümüz toplumsal dinamik ve ifade biçimlerini bu sorgulama aracılığıyla değerlendirmeye girişti. Ulus’un semineri böylelikle sadece semineri takip eden genç bir sanatçı ve entellektüel kuşağına ileriki çalışmalarında yaratıcı açılımlar sağlayacak önemli bir düşünsel kaynak olmakla kalmadı, bizim 2010’da İstanbul’da düzenlemekte olduğumuz seminer dizisine de ilham kaynağı oldu ve ismini ödünç verdi. Ulus’un seminerinin tamamı, aynı zamanda semineri düzenleyen Aras Özgün arafından videoya kaydedilmişti. 1998’deki seminerinin açılış dersinin ilk kez sunulacak video kaydıyla, bu oturumda Ulus bir kez daha izleyicisiyle buluşacak.


Alexandros Kioupkiolis
Radikal Demokrasi, Biyopolitik Ozgürlük, ve Anarşik İkilemler
18 Haziran Cuma, 14:30

Halen Selanik Aristotle Üniversitesi Siyaset Bölümünde Çağdaş Siyaset Kuramı dersleri vermekte olan Alexandros Kioupkiolis’in araştırmaları Philosophy and Social Criticism (yayıma hazırlanıyor), Constellations (2010) ve European Journal of Political Theory (2009) gibi dergilerde yer aldı. Politics of Freedom: Agonistic democracy, post-anarchist utopias and the revolt of the multitude (Özgürlüğün siyaseti: Kavgacı demokrasi, post-anarşist ütopyalar ve kalabalıkların başkaldırısı) adlı kitabı 2010 yılı içince Ekkremes Editions yayınevi tarafından Yunanca olarak yayınlanacak.

Radikal demokrasi, biopolitik özgürlük ve anarşik ikilemler
Çağdaş kavramlar olan radikal demokrasi ve özgürlüğün ayırıcı özelliği olumsallığa, çatışkıya, çekişmeye, çoğulculuğa ve açıklığa daha net bir vurgu yapmalarıdır. Bu vurgu bize, Ernesto Laclau, Chantal Mouffe, Michael Hardt ve Antonio Negri tarafından tarif edilen bir çok açıdan birbirinden farklı olan toplumsal özgürlük figürleri arasında bir ortak nokta sunuyor. Oysa, son on yılda, bu düşünce sistemindeki kavramsal gelişmeler ile politik olay ve anlaşmazlıklar radikal politik kuram üzerine çeşitli bölünmeleri keskinleştirdi. Bu alandaki farklı yaklaşımların sınırları daha net ortaya çıkarken, düşüncenin yenilenmesi gereksinimi belirginleşti. “Dikey” hegemonik organizasyon – “yatay” farklılıkların dile getirilmesi karşıtlığı veya “varlığın bereketi” – “kurucu eksiklik” zıtlığı tabandan gelen hareketlerdeki politik çatışmalarla bağlantılıdır. Tabandan gelen bu hareketler merkezileşmiş bir koordinasyon ve devlet odaklı bir eylem ihtiyacı etrafında şekillenir. Bu iç içe geçiş soyut tartışmalara daha tutkulu ve pratiğe yönelik bir ton kazandırmıştır.

Bu makale ile alternatif kuramlarla içeriden ilgilenerek radikal demokrasi ve özgürlüğe daha derin bir anlayışla yaklaşmak hedeflenmiştir. Amaç yeni bir radikal toplumsal özgürlük “model” sunmak veya karşıtlıkların diyalektik bir sentezini yapmak değil, özgürlükçü amaçları daha da ileri götürecek olan gerilimler hakkında görüşmenin yollarına işaret etmek, revizyon için bir harita çizmek ve konuları yeniden çalışmak için ana temalar ortaya koymaktır. Bir yanda Laclau, öte yanda Hardt ve Negri hegemonik politika ile gevşek şekilde birbirine bağlı, özerk ve yaratıcı hareketler arasındaki antitezi belagatli bir şekilde seslendiriyor.

Açıklık ve olumsallığa sadakat, Laclau’nun düşüncesinin ana ekseninde yatan ve hiyerarşik ilişkileri şeyleştirme eğilimindeki belli hak iddialarında kazanan taraf olmamız gerektiğini söyler. Dahası, Laclau’nun olumsuzluk ve karar veremezlik vurgusu, bir toplumsal açıklık kaynağı olarak daha net bir yaratıcı edim duygusuyla dengelenmelidir. Yaratıcılığın rolü Hardt ve Negri tarafından ana hatları çizilen mutlak demokrasi ve biopolitik çokluk resimlerinde daha net belirlenmiştir. Ama aldıkları pozisyonlar, politik etkinlikten belli oranda bir geri dönüşü ve kendinden itkili mekanizmaların kuşkusuzluklarına doğru bir kaymayı da belli etmektedir. Düşüncelerindeki yakın geçmişte meydana gelen kaymalara rağmen, hâlâ bu düşünürlerin sesi kulağa mutlak özgürlüğün sihirli anahtarını (tam özgürlük ve eşitlikten, tekillik ve müştereklikten içsel antagonizmleri, dışlamaları ve güç asimetrilerini defeder şekillerde söz eden) keşfetmiş gibi gelmektedir. Bu durum, toplumsal olumsallık ve derin çoğulculuğu tanımasıyla artık imkansızlaşmış gibi görünen kusursuz bir özgürleşme ütopyacılığına tutunan post-anarşist veya yeni siyaset içinde yaygın bir çift anlamlılığı yansıtıyor. Eşitlikçi özgürlük hakkındaki radikal düşünce, kendi farklı varsayımları ve yönelimlerinden doğan gerilimler hakkında kendi temel tartışılabilirliği üzerine daha özdönüşlü bir farkındalıkla görüşebilir. Farklı pozisyonları arasındaki içsel ve dışsal anlaşmazlıklar, özgürlükçü projelerin eleştirel biçimde yeniden ele alınmasını ve esnekliğini besleyecek biçimde ve bilinçli bir şekilde desteklenmelidir. Somut alternatiflerin takibi, güç etkileri ve adaletli otonomiye etkin katkıları açısından yakından incelemek için yansıtıcı bir gönüllülükle birleştirilmelidir.

(Alexandros’un İngilizce sunuş metnini buradan indirebilirsiniz.)


Anette Baldauf
Soho Holding: Sanatsal Pratikler ve Kentsel Dönüşüm
18 Haziran Cuma, 16:30

Araştırmalarını popüler kültür, sanatsal pratikler, toplumsal hareketler ve endüstrileşme sonrası kent formasyonu üzerine yoğunlaştırmış bir toplumbilimci olan Anette Baldauf ‘un kitapları arasında Entertainment Cities, Unterhaltungskultur und Stadtentwicklung (Springer Verlag: Vienna 2008), The She Zone (Bawag Foundation: Viyana 2007, Dorit Margreiter ile birlikte), Der Gruen Effekt (Montage Verlag: Viyana 2006, Dorit Margreiter ile birlikte) ve Lips Tits, Hits, Power? Feminismus und Popkultur (Folio Verlag: Viyana 1998, Katharina Weingartner ile birlikte) sayılabilir. Baldauf ayrıca aralarında The Gruen Effect (Viyana/New York: ORF/Pooldoks 2010), Knock Off. Revenge on the Logo (Viyana/New York: ORF/Arte 2003, Katharina Weingartner ile birlikte) ve Remake Las Vegas (Viyana/Los Angeles 2001, Dorit Margreiter ile birlikte) gibi çalışmaların yer aldığı bir dizi belgesel film projesine de imza attı.

Soho Holding: Sanatsal Pratikler ve Kentsel Dönüşüm
50’li yıllardan itibaren Batı şehirlerinin radikal sanayisizleşmesi süresince sanatsal pratikler kentsel yeniden dönüşümün bir vasıtası haline geldi. Üretim manzaraları tüketim manzaraları olarak yeniden tanımlandıkça, sanatçılar kent yönetimleri, gayrimenkul sektörü ve finans kuruluşları arasındaki güçlü ittifaklar tarafından idare edilen kapsamlı ve genişletilmiş ölçekli projelerin ortak komplocuları haline dönüştü. Pek çok şehirbilimci için New York’un savaş-sonrası tarihi çarpıcı bir örnektir: İkinci Dünya Savaşından sonra, sanatçılar ve galeriler Soho’da bir zamanlar fabrikalara ait olan yerleri mesken tutunca, bohem bir yaşam tarzının fiyakalı mekânları olarak loftların oluşturduğu mizansen, bankacılar ve emlâkçılar için de kâr getiren girişimlere dönüştü. 70’lerde şehir yöneticileri ve emlakçılar, radikal yeniden ölçeklendirme ve yeniden satış amacıyla sanatçıların kültür başkenti olan Lower East Side’ı sömürdüler. Etnik azınlıkların yerinden edilmesi ve eninde sonunda tam anlamıyla tahliyesini hedefleyen yağmacı bir sınıf ve ırk savaşı ile tarihi göç bölgesi mutenalaştırmanın ön cephesi oluverdi. Sanatsal pratikler, kentsel dönüşüm ve New York şehrinin tamamı peşin-nakit gücü arasındaki ilişkiyi yeniden kurarak bu yaratıcı şehrin mitlerini aydınlatabilmeyi umuyorum.


Tolga Tüzün & Alper Yılmaz
Deneysel Müzik Performansı
18 Haziran Cuma, 18:30

Tolga Tüzün (1971) Siyasal Bilimler alanında lisans eğitimini tamamladıktan sonra Pieter Snapper ve Marc Wingate’ten beste eğitimi aldı. İTÜ İleri Müzik Çalışmaları merkezinde Hasan Uçansu ve İlhan Usmanbaş’tan ileri orkestrasyon dersleri alan Tüzün’ün besteleri ABD; Amsterdam, Paris, Dresden, Darmstadt ve İstanbul gibi pek çok şehirde seslendirildi. New York CUNY Graduate Center’da Kompozisyon üzerine doktorasını yaptığı sırada David Olan ve Tristan Murail ile çalıştı. 2002-2005 yılları arasında Brooklyn College Konservatuarında armoni ve beste dersleri verirken katıldığı uluslararası konferanslarda müzik kuramı, elektro-akustik müzik konularında dersler de verdi. 2005-06 döneminde IRCAM’da bilgisayar müziği ve bestesi kurslarına katılan Tolga Tüzün Philippe Leroux’tan kompozisyon eğitimi aldı. Sanatçı halen İstanbul Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümünde bilgisayar müziği ve kompozisyon dersleri veriyor. Elektronik sound’ları olan solo enstrümanlar için bestelerin yer aldığı Periphery (2009) adlı albümü AK Müzik tarafından yayınlandı.

Endüstri mühendisliği alanında lisans ve iktisat alanında lisansüstü eğitimlerini tamamlayan basgitarist ve besteci Alper Yılmaz (1969) Davis Kaliforniya Üniversitesinde tarım ve kaynak ekonomisi üzerine doktorası yaptı. Kaliforniya’da UC Davis Jazz Big Band’de basgitar çalarken aynı zamanda aralarında avangart serbest caz saksafoncusu ve besteci John Tchicai’nin de yer aldığı müzisyenlerle sahne aldı. 2000 yılında New York’a taşındıktan sonra John Patitucci’nin atölye çalışmalarına katıldı. Matthew Garrison’dan caz müziği kuramı ve elektrik bas dersleri alan Yılmaz Adam Rogers ve David Binney ile kuram ve emprovizasyon çalışmaları yaptı. Ayrıca Antonio Hart ile emprovizasyon ve Michael Mossman ile aranjman ve beste üzerine çalışmak için New York Queens College Aaron Copland Müzik Okulu’nda Caz performansı lisansüstü programına devam etti. Baş solist olarak iki albüm çıkaran (Clashes, 2007; Over the Clouds, 2010) Alper Yılmaz ayrıca çok sayıda albüm kaydına performansıyla katkıda bulundu. Bunlar arasında Tuna Ötenel’in Sometimes (1995), Dan Moses’in Sailors Gone (2010) ve Brian Adler’in 2010 yılı içinde yayınlanacak olan albümü sayılabilir.

Bu performans üslupsal dayatmalarin kisvesi altında saklanan iktidar sorunuyla yüzleşmek için “özgür doğaçlama”nın hileli entrikasını tersyüz ediyor. Bir icracı canlı performanstan doğan çeşitli bilgi akışlarını dinleyip, tepki verirken, bunları yorumlar ve yanıtlarken, olası müzikal ilaveler/çözümler belli üslupların edimsel sürecinde halihazırda kodlanmış olarak onu bekler. Ve “özgür” bağlamında bile kişi ciddi miktarda müzikal ve müzik-dışı seçimler yapmış ve bunları müziğin oluşundan önce etkileşimin içine zulalamıştır.

Tolga Tüzün-Alper Yılmaz’ın performansında önceden yazılmış nota, saklı bir teleolojik süreç aramayın. Burada icracı bir önceki saniyeden doğan ve bir sonrakine akan bir müzik düzmek zorunda. Bu durumda besteci henüz yazılmamış bir müziğin icracısı olurken, icracı da tam da bu anda duymakta olduğu(muz) müziğin bestecisi oluveriyor. Geniş planda neler olduğunu konusunda ise hiç kimse tam bir fikri sahip değil; olan şey bileşenlerin mikro-örgütlenmelerinin otonomisinin “icranın esnekliği ile gelen özgürlük” şeklinde özetlenebilecek uyduruk söylemi bertaraf etmeyi denemesidir.

Alper Şen – Karahaber Video Kolektifi
Ankara’dan Hakkari’ye Kağıtçılar
19 Haziran Cumartesi, 13:00

Ulus Baker sinema ile video arasındaki farkı verdiği derslerde şöyle betimlerdi: “Sinema filmindeki gibi güçlü renk ve ışık doygunluğuna karşın, video görüntüsü sahip olduğu plastikliğin kendi yapay estetiği içinde deneysel arayışlara çok uygun bir halde durur – ki bu tür bir arayışa sinemada ancak sinema filminin icadı döneminde rastlanmış, sinemanın kitleselleşmesi ile birlikte oluşan sinema dili sonucu 1920’lerde Sovyet avant-garde sinemacı Vertov’dan sonra fazla rastlanmamıştır.” Ayrıca videonun sahip olduğu anında kayıt ve gösterim imkanı videoyu bir “sanat aracı” olmaktan çıkarak içeriğin estetikten daha önemli olduğu bir belgeleme aracına dönüşmüştür. Videonun bu belgeleme özelliği “video-aktivizmin” günümüzde neden video ile gerçekleşebileceğinin de gerekçesi olarak ortaya çıkmaktadır.

Karahaber olarak, Ulus Baker’in bu anlatımlarını kafamızda evirip çevirerek videonun plastik renklerini estetik bir dile sokma çabası içerisindeyken refleksif bir halde o plastik imajı ya da elimizdeki o kötü kameraları çevremizde yaşanan ve bizim için gün geçtikçe sıradanlaşan toplumsal eylemler, isyanlar, insan hakkı ihlallerine çevirmeye başladık bundan 10 yıl önce. O zamandan beri çevremizde yaşanan, yapılan eylemlerde bu plastik estetiği toplumsal mücadelenin estetiğine dönüştürme gayretine girdik. Bu sunuş, bir video-aktivist belgesel çekimi için atıkların içerisinde varoluşlarını kurgulamaya çalışan atık toplayıcılarının peşine takılan ve çoğu zaman da onların ellerine düşen kötü kameraların bilinçsizce yarattığı plastik estetiğin kameranın plastik sahteciliği ile hesaplaşma öyküsünü anlatıyor.


Zafer Aracagök
Cinsel-Oluş
19 Haziran Cumartesi, 14:30

İstanbul Bilgi Üniversitesinde kıta felsefesi ve sanat kuramı dersleri vermekte olan müzisyen ve akademisyen Zafer Aracagök doktorasını Oslo Üniversitesinde karşılaştırmalı edebiyat üzerine yaptı. Kıta felsefesinde gürültü, imaj ve rezonans konuları üzerine makaleleri olan Aracagök’ün Türkçe’de yayınlanmış üç kitabı bulunmaktadır. Akademisyenin ayrıca Guattari ve Deleuze felsefesi üzerine Pli-The Warwick Journal of Philosophy, Parallax, Third Text, Rhizomes, PMC ve Symploke gibi bilimsel dergilerde yayınlanmış makaleleri vardır. 2009 yılı Eylül ayında Desonance: Desonating (with) Deleuze adlı eseri Almanya’da VDM Verlag tarafından yayınlanmıştır. Aracagök’ün müzikal çalışmaları hem yurtiçinde hem de İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya gibi ülkelerde yayınlanmış, perform edilmiş ve beğeni kazanmıştır. 8-10 Temmuz 2010 tarihlerinde İstanbul Bilgi Üniversitesinde “Resonanslar: Felsefe, Sanat ve Politika Üzerine bir Deleuze ve Guattari Konferansı”nı düzenleyecek olan Aracagök, 2011 yılı başında Parallax (Routledge) tarafından yayınlanacak bir Deleuze ve Guattari özel sayısına editörlük yapacaktır.

Cinsel Oluş
Bazı temel soruları indirgemeci cevaplarla yanıtlamaktan kaçınmak gerekirse, Deleuze’ü okumak, birçok düzeyde ve aynı anda belli ölçüde dikkat gerektiren bir pratik oluşturur. Örneğin, içkinlik nedir? Oluş nedir? Tutarlılık düzlemi nedir? Kadın-oluş nedir? Kavram nedir? Organsız-beden ne demektir? vb. Deleuze’ün bu soru-cevap diyalektiğini sorunsallaştırmasına rağmen, günümüzde Deleuze’cü düşüncenin bazı benimsenme, benimsenmeme ya da yanlış benimsenme biçimleri bu düşüncedeki ‘karar-verilemezlik’ sorunsalını ortadan kaldırıyor. Buna karşın, aslında karar-verilemez olan şey, Deleuze’ün diğer felsefeciler üzerine yazarken, bu felsefecileri ürettiği kritik bağlamında tam anlamıyla benimseyip ya da benimsemediğidir. Bu noktada şöyle bir soru sormamız gerekiyor: Deleuze “arkadan yaklaştığı” felsefecilerle özdeşleşerek ya da onları tam anlamıyla benimseyerek arzusunu tatmin edip susuzluğunu gidermekte midir; yoksa arzu üretimine devam ederek, diğer felsefecilerle olan ilişkisini, fiziksel bir birleşmenin asla gerçekleşmediği ya da her zaman bir “olay” olarak kaldığı, sadakat ve ihanetin bir sorun olmaktan çıktığı sarayvari bir aşk macerasına mı dönüştürmektedir?

Böyle bir pozisyon belirleyerek, bu seminerde Deleuze ve Guattari’nin belli ölçüde bir karar-verilemezlik çerçevesi içinde sundukları kadın-oluş nosyonunun kriptik bir formda diğer oluşları, bu oluşların en önemlisi olan “queer-oluşu” ya da “cinselin cinsel-oluşu”nu hem içerip hem de örttüğünü tartışarak bu nosyonun bazı sorunlarını göstermeye çalışacağım.

(Zafer’in Türkçe sunuş metnini buradan indirebilirsiniz.)


Yannis Stavrakakis
Söylem, Duygulanım, Jouissance
19 Haziran Cumartesi, 16:30

Atina Panteion Üniversitesinde siyasal bilgiler ve Essex’te söylem analizi eğitimi alan Yannis Stavrakakis, Essex ve Nottingham Üniversitelerinde çalıştı. Halen Selanik Aristotle Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde doçent olarak çalışmakta olan Stavrakakis’in Lacan and the Political (Routledge 1999) and The Lacanian Left (Edinburgh University Press/SUNY Press 2007) adlı iki kitabı bulunmaktadır. Yazar ayrıca Discourse Theory and Political Analysis (Manchester University Press 2000), Lacan & Science (Karnac 2002) ve The Political in Contemporary Art (Ekkremes 2008) adlı eserlere editor olarak katkıda bulunmuştur.

Söylem, Duygulanım, Jouissance
Siyasette duyguların rolü etrafında dönen tartışmalara dahil olan bu makale siyasi öznellik ve hegemonyanın inşası ve yeniden üretilmesinde söylem ve duygulanım ilişkisinin tüm yönlerine odaklanmaktadır. Bu bağlamda, Essex Okulunun söylem kuramına post-hegemonik bir bakış açısıyla yakın bir geçmişte yöneltilen ve bazlarının “duygulanımsal dönüş” olarak adlandırdığı bir yönelimden ilham alan eleştiriler önce tartışılacak ve sonra değerlendirilecektir. Daha sonra, özdeşleşme sürecinin adımlarını oluşturan iki safhanın –göstergesel ve duygulanımsal, resmi ve kişisel- antropolojik ve psikoanalitik bakış açısıyla altı çiziliyor. Sonuncu ama aynı derecede önemli olarak, makalenin argümanlarını daha net çizebilmek için ulusal özdeşleşme ve işyeri pratikleri gibi konuyla ilgili ampirik örnekler kısaca belirtiliyor.

(Yannis’in İngilizce sunuş metnini buradan indirebilirsiniz.)


Yahya M. Madra & Ceren Özselçuk
Komünün Biçimlerinde Jouissance ve Çatışkı: Biopolitik Öznelliğin Eleştirisi
20 Haziran Pazar, 13:00

Yahya M. Madra Gettysburg Koleji’nde siyasi iktisat ve iktisadi düşünce tarihi dersleri veriyor. Rethinking Marxism dergisinin yardımcı editörlerinden birisidir. Iktisadi yöntembilim ve felsefe üzerine yazılarının yanında Marxgil siyasi iktisat ve Lacancı psikanaliz arasındaki ilişki üzerine yazılar yazmıştır. Yazıları, Journal of Economic Issues, European Journal of History of Economic Thought, Psychoanalysis, Society and Culture, Subjectivity, Toplum ve Bilim ve derlemelerde yayınlanmıştır. En son neoliberalizmin düşünsel soykütüğü üzerine çalışmaktadır.

Ceren Özselçuk Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde çalışmaktadır. En son Althusser-sonrası düşünce, Marxgil siyasi iktisat ve psikanaliz’in kesiştiği alanlar üzerine çalışmaktadır. Özellikle, özneleşme süreçleri ve ekonomik dönüşüm çevresinde olan etik-siyasi sorular arasındaki ilişkiler üzerinde çalışmaktadır. Rethinking Marxism dergisinin editorlerindendir. Rethinking Marxism, Psychoanalysis, Culture and Society, Subjectivity ve Toplum ve Bilim gibi akademik dergilerde ve derlemelerde yazıları yayınlanmıştır.

Komünün Biçimlerinde Jouissance ve Çatışkı: Biopolitik Öznelliğin Eleştirisi
Son yıllarda, Michel Foucault’un çalışmalarının tetiklediği biopolitik yönetim zihniyeti üzerine gelişmekte olan yazın, öznelliği hem neoliberal kapitalizmin iktidarının hem de ortaklığın üretiminin belirleyici mahalli olarak sunuyor. Temel olarak merkeze öznelliği oturtuyor olmasıyla hemfikir olsak da, (tahminimize göre bazı üstü kapalı davranışçı eğilimlerinden dolayı) bu yazının kapsam dışı tuttuğu noktalar konusunda çekincelerimiz var: öznel yatırımların ve jouissance’ın kapitalizmin krizlerden muzdarip yapıların bekaasında ve komünizme doğru alınacak yapıcı dönüşümler üzerinde oynadığı kurucu rolün göz ardı edildiğini düşünüyoruz. Burada jouissance’la dengeli bir ilişkinin mümkün olmadığı ve sınıf çatışkısının indirgenemez olduğu öncüllerinden hareket ediyoruz. Bu bakış açısindan, kapitalist ve komünist öznelliğe komünün iki farklı biçimi olarak yaklaşmayı öneriyoruz: ortak olanı mükemmel olarak kurmanın imkansızlığının keyfine varmanın birbirinden farklı iki öznel yönelimi olarak…

(Yahya ve Ceren’in sunuşlarının İngilizce metnini buradan indirebilirsiniz.)


Aras Ozgun
Kairos: Elektronik Görüntünün Zamanı
20 Haziran Pazar, 14:30

Aras Özgün New York’da New School Üniversitesi Medya Çalışmaları bölümünde medya kuramları ve dijital medya pratikleriyle ilgili yüksek lisans dersleri veriyor, deneysel video ve dijital medya sanatlarıyla uğraşıyor, çeşitli Türkçe ve İngilizce dergilerde sanat, kültür ve siyaset üzerine yazıyor, korotonomedya ve pyromedia kollektifleriyle çalışmalarını sürdürüyor. Kısa süre önce New School for Social Research’de çağdaş kültürel üretim pratiklerinin ekonomi-politiği üzerine yaptığı doktora tezini bitirdi. Şu an, her zaman olduğu gibi, geleceğe kaçmakla meşgul.

Kairos: Elektronik Görüntünün Zamanı
Bu video sunuşu elektronik görüntünün ontolojik koşulları ve zamansallığı üzerine, içinde bulunduğumuz ‘anı’ sinemanın temsil rejimleriyle karşılaştırarak siyasi bir yorum üretebilmeyi amaçlıyor. Biraz tarihten bahsediyor, biraz geçmişten, biraz bilim kurgudan, biraz da elektronik görüntünün şimdiki gelecek zamanından. “Klasik zaman kavramına göre, ‘kairos’ ‘an’ demektir; yani, zamanın o anına işaret eder, o andaki kırılımına ve açılımına. ‘Şimdi’dir kairos, ama tekil ve açılan bir şimdi. Üzerine açıldığı boşluğa dair bir kararlılığı ifade ettiği için tekildir kairos; varoluşun kendini açık ettiği, zamanın o sınırında içine çekildiği o boşluğu doldurmaya giriştiği halidir.” —Antonio Negri, Devrim Zamanı


Angela Harutyunyan
ACT/ivism: Olumlamanın Siyasi Estetiği
20 Haziran Pazar, 16:30

Kahire Amerikan Üniversitesinde sanat bölümünde yönetici ve konuk profesör olarak çalışan sanat tarihi uzmanı Angela Harutyunyan kısa süre önce Manchester Üniversitesinde doktorasını tamamladı. Erivan’da Çağdaş Sanat Küratörleri Yaz Seminerleri Programının düzenleyicilerinden olan Harutyunyan Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Birliği’nin (AICA) de bir üyesi. Çağdaş Ermeni sanatından pek çok kişisel ve karma sergide küratörlük yapan uzman sayısız seminer ve atölye düzenledi. Aynı zamanda çeşitli uluslararası akademik ve sanatsal bağlamda küratörlük yapmakta ve konuk profesör olarak modern ve çağdaş sanat tarihi ve kuramı konulu dersler vermektedir.

ACT/ivism: Olumlamanın Siyasi Estetiği
Sunumumda, 90’lı yılların ortalarında, Ermenistan’da, ilk Başbakanın neoliberal piyasa reformları ve tarihin ve gündelik hayatın neo-pozitivist demitolojizasyonu bağlamında faaliyet gösteren ACT adlı kavramsal sanatçı grubunu incelemek istiyorum. Siyasete sanatsal bir katılımı arttıran, ama bunu sanatın otonomisine inanan bir modele dayandıran, 90’ların ortasında Ermenistan’daki avangardın, küresel sanat pazarının ticari çıkarları ve/veya Ermenistan’daki ulusalcı devletin ve kilisenin egemen söylemleri ile şekillenen bir nüfuz bölgesi olan kamusal alana yeniden sahip çıkılmasından hem ayrıldığını hem de buna dönüşü işaret ettiğini savunuyorum. Ancak, bu yeniden sahip çıkma potansiyeli Ermenistan’daki avangardın ütopyadan caymasından değil, tam tersine ütopik bir alan olarak yılmadan sanata tutunmasından kaynaklanıyor. Sonuçta, bütün ütopyalarda olduğu gibi, politik bir proje olan, “bir ütopya olarak sanat” eninde sonunda başarısızlığa mahkûm. Ermeni bağlamındaki bu başarısızlıktan dolayı sanatın demokratik bir kamusal alan oluşturma potansiyelinden bahsedebileceğimize inanıyorum. Bu noktada, ACT’ın sanatsal niyetleri ile grubun bu hedefleri gerçekleştirmede başarısız olması arasında meydana çıkan boşluklardan söz edeceğim. Bu boşlukları kavramsallaştırarak ve yorumlayarak politik avangard ile estetik avangard arasındaki ilişkiyi tanımlamanın mümkün olduğunu savunuyorum. Bu ilişkide estetik avangard politik avangarda söylem sunarken, bunun tersi pek de geçerli değil.

Bağımsızlıktan sonra göreve gelen Ermenistan’ın ilk Başbakanı tarafından sunulan söylemlere ve bilimsel bir yöntem olarak filolojisine eğilmek ve bu yöntemle ACT’ın nasıl kendi pratiğini aşırı özdeşleştirdiği üzerinde durmak istiyorum. Burada sorulması gereken sorular şunlardır: Nasıl oldu da neo-pozitivizm hem devletin hem de estetik avandgardın söylemlerine hizmet eder hale geldi? Sovyetler Birliğinin yıkılmasından sonra neo-pozitivizm toplumsal kaosun ve hayatın toptan yeniden yapılanmasının karşısında işledi?


SEMİNER YERİ

Istanbul 2010 Kadırga Sanat Üretim Merkezi
Kadırga Limanı Caddesi, No:82,
Şehsuvarbey Mahallesi
34130 Kumkapı İstanbul – Turkey
T: +90 212 516 07 12
F: +90 212 516 07 13

istanbul 2010 kadırga sanat üretim merkezi

(Yandaki plana çift tiklayarak detayli haritaya ulaşabilirsiniz. Metroyla ulaşmak için Çemberlitaş durağında inip, Piyer Loti caddesinden sahile, Kadırga Meydanına doğru inmeniz yeterli olacaktır. Kadırga Sanat Üretim Merkezi Çemberlitaş durağina 5-10 dakikalık yürüme mesafesindedir, bu yürüyüş güzergahı yandaki plana çift tıklayarak ulaşacağınız haritada okla gösterilmiştir.)

Istanbul 2010 Sanat ve Arzu Seminerleri

DUZENLEYENLER
Norgunk Yayıncılık, Doxa Dergisi, Körotonomedya,
KozaVisual, Pyromedia

DESTEKLEYENLER
Istanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Projesi
Görsel Sanatlar Yönetmenliği,
Fransız Kültür Merkezi, Sanat Limanı

Konaklama Sponsoru

konaklama sponsoru point hotel

Destekleyenler

Institut Français d'Istanbul

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti