Menu

Kasım 2010 Seminer Programı içeriği ve Konuşmacılara ait detaylı bilgiler

Kasım 2010 Seminer Programı içeriği ve Konuşmacılara ait detaylı bilgiler

kasım 2010 seminer programı

Konuşmacılar

Alber Nahum
Spinoza ve Ölüm
23 Kasım Salı, 16:30, Fransız Kültür Merkezi
(Türkçe)

1979 İzmir doğumlu. İzmir Saint Joseph Lisesi’nin ardından Ege Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını 2006 yılında Spinoza’da Ebediyet ve Ölümsüzlük başlıklı teziyle Galatasaray Üniversitesi’nde tamamladı. Halen aynı üniversitenin felsefe bölümünde araştırma görevlisidir. Doktora çalışmalarını da Galatasaray ve Paris 1 Panthéon-Sorbonne üniversitelerinde sürdürmektedir. Spinoza üzerine yazdığı bazı makalelerin yanı sıra, aynı filozofun mektuplarından derlenmiş bir çevirisi vardır (Kötülük Mektupları, Norgunk Yayıncılık, 2008).

Spinoza ve Ölüm Alber Nahum sunumunu Etika’nın IV. bölümündeki 67. önermeden hareket ederek kuruyor. Burada Spinoza şöyle diyor: “Özgür insan hiçbir şeyi ölümden daha az düşünmez ve onun bilgeliği ölüm hakkında değil, yaşam hakkında bir derin düşünmedir.” Etika’nın dikkatli okurları fark etmiştir; Spinoza’nın özenle kaçındığı, şöyle bir değinip geçtiği konulardandır ölüm. Zaten yukarıda anılan önerme de, hayat üzerine yazılmış en büyük felsefi yapıtlardan birinin ölümü neden dışladığı sorusuna verilmiş bir cevap gibidir. Özgür insan, ölümü, kendisini pek az ilgilendiren, deyim yerindeyse ihmal edilebilir bir mesele haline getirir. Peki ama nasıl? Ölüm üzerine hiç düşünmeden, uyandırdığı korkuyla baş etme yolları aramadan mı? Alber Nahum bu sunumda bu soruların peşinden giderek, Spinoza’nın ölüm korkusu karşısında izlediği etik stratejiyi betimlemeye çalışacak.


Raymond Bellour
Sinema ve Yerleştirmeler
23 Kasım Salı, 18:00, Fransız Kültür Merkezi
(Fransızca, Türkçe’ye Simultane Çeviri)

Fransız yazar, eleştirmen ve kuramcı Raymond Bellour özellikle sinemaya adanmış denemeleri ile tanınır. CNRS’in seçkin araştırmalar müdürü olan Bellour l’Entre-images 2’nin yazarı (Ed. P.O.L.). Henri Michaux’nun eserlerine adanmış toplu eserler dizisini de yöneten Bellour, aynı zamanda Trafic Dergisi’nin yazı işleri üyesi.


Ayreen Anastas and Rene Gabri
Bazılarının saati var, ötekilerin zamanı
24 Kasım Çarşamba, 13:00, Fransız Kültür Merkezi
(Ingilizce, Türkçe’ye Simultane Çeviri )

Ayreen Anastas çoğu zaman kendisi değil ve bu yüzden bazı çekim alanlarının kendisini kendine çekip kendinden uzaklaştırdığı duygusunu yaşıyor. İşin özüne inmekte pek becerikli olmadığı gibi, sözcüklerin de kendisi için bunu yapabileceğine pek inancı yok. Çoğunlukla yaşamsız bir biyografinin ne anlamı olduğunu merak ediyor. Yöntemi, hiç sıkılmadan tekrar etmek. İngilizceyle başı pek hoş değil, ama sizi yürekten sevmekte ve bunu size ifade etmek onu endişelendirmiyor. Parçacıklar halinde yazmak: o halde parçacıklar tanınamaz bir geometrik figürün çeperini oluşturan birsürü küçük taş: Ayreen kendini etrafa saçar: küçük ve bütün evrenini kırıntılara böler; ya merkezde, ne var?

Rene Gabri; Bir dilbilimci bu ismin inançsızlığın yeniden doğuşu anlamına geldiği veya bunu işaret ettiği gibi bir tahminde bulunabilirdi. Tarihçi, bu ismin birleştirildiği Tahran’a bakıp, nasıl olup da bir Fransız ismi olan René’nin kendini bir Zerdüşt aşiretine ekleyebildiğini anlamaya çalışırdı. Bir antropolog Gabri’nin inançsız olarak tanımlanmasına karşı çıkarak, Allah’a veya Tanrı’ya inanmamanın illa hiçbir şeye inanmamak anlamına gelmek zorunda olmadığını savunabilirdi. Bir etnograf bir Parksa-hay çocuğuna bu ismi veren öngörülemez ritüel, olay ve tutkuları parça parça bir araya getirirdi. Bir şizo-analist bu yaşamı bir ismin tahditleri ve göstergeleri ile sınırlandırma yönündeki tüm bu çabaları reddederdi. Bunun yerine bu adı alan kolektife vurgu yapardı: bir çizgiler çokluğu. Önce bu ismin verildiği vücudun farklı noktalarına işlenmiş soyut ve parçalarına ayrılmış çizgileri betimlerdi. Zaman zaman ismin sahibinin ağırlık merkezini kaydıran ve bir güçler matrisini fora eden depremler, devrimler, soykırımlar, savaşlar, göçler, ırkçılıklar, patlamalar, çökmeler, çarpışmalar, olaylar. Aynı esnada, bu analist bütün kaçış izleklerini takip ederdi, bütün bu dönüşümleri, bir araya gelerek bir tutarlılık düzlemi oluşturma uğraşlarını, ve herhangi bir biyografi için de geçerli olan algının sınırlarını karıştırma ve yersiz-yurtsuzlaştırma çabalarını. Bir sanatçı ise bu isim her anıldığında o ana ve zamana uygun belli bir hareket veya eylem bulmayı deneyebilirdi.

Bazılarının saati var, ötekilerin zamanı
Ayreen ve Rene, bu oturumda Albert Aghazarian’la Kudüs’ün Ermeni Mahallesinde videoya kaydettikleri söyleşiden parçalarla yaptıkları ‘Some People Have the Watch, Others Have the Time’ (Bazılarının saati var, ötekilerin zamanı) isimli video işlerini ilk kez izleyiciye sunacaklar. Bu söyleşi Filistin üzerine önemli soruları tartışmaya açarken, aynı zamanda kendi derme çatma tarihini bile olumlamaktan aciz bir dünyanın inandırıcı bir yorumunu dile getiriyor. Sanata ve arzuya dair sorular bu noktada mücadeleye, yenilgiye ve direnişe dair olanlarla karşı karşıya geliyor.


Sönke Hallmann
Dil ve Hareket
24 Kasım Çarşamba, 15:30, Fransız Kültür Merkezi
(Ingilizce, Türkçe’ye Simultane Çeviri)

Sönke Hallmann “Department of Reading”i (Okuma Bölümü) 2006 yılında Maastricht Jan van Eyck Akademisi’nde kurdu, ve bu tarihten beri okuma ve yazma eylemlerinin performatif kuruluşuna dair işler üretiyor. Hallmann toplumsal organizasyon ve kamusallık olgularının kesişiminde kurulan, kendi kendini üreten bir kurum olan The Department of Invisibility (Görünmezlik Fakültesi)’nin de üyesi. Yazılarında benzerlik, oyun ve oyunculuk, hareket ve hafıza gibi kavramlar üzerinde duruyor Hallman, bu yılın başlarında Echo’s Book adlı kitabını yayınladı. Bu eserini Department of Reading’deki uygulamalar ışığında kaleme alan yazar ayrıca 2010 yılından beri Berlin Flutgraben e.V adlı sanat birliğinin de yönetim kurulu üyeliğini üstleniyor.

Dil ve Hareket
Bu sohbet bir hafiza tazeleme niteliğinde olacak. Burada, Department of Reading işlevsizliğin etiğine dayanan arkadaşlık siyasetleri ve işlevsizlik pratikleri, ve bunların da ötesinde tanımların yetersizliği ve belirsizliğin eşigi arasına sıkışan kavramların stratejik kullanımına örnek olarak ele alınıyor. Department of Reading’in iç hareketlerini takip eden bu sohbet bu tür dil deneyimlerinin cazibesine vurgu yapıp bu durumun dolaylı çıkarımlarını tartışmaya açıyor. Department of Reading farklı okuma modlarını bir araya getirmek ve uygulamak üzere kurgulandı.

Internet üzerinde yapılanan, ama sürekli belli mekansal örgütlenmelerle kurgulanan bu uğraş, okuma eylemini çevreleyen ve metnin kendisinden bağımsız görülmemesi gereken uzama dikkat çekiyor. Department of Reading, okurun yerini sorunsallaştırmak için, kurduğu okuma eylemi pratiğini bu esnadaki bedensel hareketlere, tekrar unsurlarına, ve sınır kavramına yöneltiyor. Son dört sene zarfında Department of Reading, bu amaçla geliştirilen yeni teknolojik araçların da programlanmasıyla, aralarında Symposium for Readers (Okurlar için Sempozyum) da bulunan otuzu aşkın okuma etkinliği gerçekleştirdi ve Echo’s Book adlı kitabı yayınladı.


Siya Siyabend
”gölgenin gölgesinde”ulu us bak er”….
24 Kasım Çarşamba, 18:00, Sanat Limanı
(Deneysel Müzik Performansı)

Siya Siyabend 1996 ilkbaharda Devrim Çetinkayalı ve Murat Toktaş’ın projesi olarak oluşturuldu, sonraları pek çok müzik adamıyla çalıştı. Grup bugün Hakan Özboz, Memduh Özdemir, Murat Toktaş ve Erdem kadrosuyla yoluna devam etmektedir. Albüm çıkarmamıştır, pek çok demosu vardır. Doğaçlama öykü anlatan Murat’ın vokali doğaçlama çalınan müzikle ssb sezgisel düş görücü bir öykübilimcilik eylemidir… Belli bir türe bağlı kalmayarak ekin vermeye devam etmektedir…

“gölgenin gölgesinde” “ulu us bak er”…. “Sokakta da çalarız. Müzik düzeni ve özgürleştirebildiğimiz ve özgürleştiğimiz başka yerlerde de. Yüzyılın burası insanların güç odakları karşısında kendilerini çaresiz ve kimsesiz buldukları bir yer oldu. Her birimiz kendini düşüncelerinden başlayarak özgürleştirmek zorundadır. Globalleşme yağmalarının enerji merkezli saldırıları karşısında birey sözde demokrasilerde köleleştirilmekte. Müzik belki de bireyin son kalelerinden biri oldu. Ne kadar yozlaştırılırsa yozlaştırılsın düşüncelerin ve hissediş biçimlerinin aktarılabildiği bir düş-sezgi biliciliği hatta sen yalnız değilsin. Tüm dünyada milyonlarcasından bir tanesisin. Sana devasa görünen o kuleler tek bir fırtınada yıkılır. Çaresiz değilsin dahası çarenin ta kendisisiniz. Çare–sizsiniz… Müzik tüm dünyadaki özgür insanların dilidir, düş-düşünce yollarının birleştiği deltadır. Bundan ötürü köleleştiren şarkılara, genelde pop müziğin ruhsuzlaştırıcılığına karşı yaşayan müzikler üretmeli ve tüketmeliyiz… Yaşamı yaşamaya değer kılmak için duyuralım sesimizi, alın sazlarınızı elinize…”


Express Dergisi
Söyleşi
26 Kasım Cuma, 13:00, Sanat Limanı
(Türkçe)

Express anaakım medyada çalışmaktan sıtkı sıyrılan bir grup gazetecinin öncülüğünde 1993 sonlarında bir kolektif olarak kuruldu, 29 Ocak 1994’te haftalık haber-yorum dergisi olarak yayın hayatına başladı. 1997’de yayına ara veren Express, 2001’de aylık olarak yayınlanmaya başladı. 1996’dan 2009’a, 12 yıl boyunca Roll adlı aylık bir müzik kültürü dergisi çıkaran, 2010 başından itibaren Bir+Bir adlı aylık bir kültür-sanat dergisi yayınlayan bu kolektif, Express’in ilk sayısında ilan ettiği üzere, hiçbir partiye veya örgüte veya sermaye kuruluşuna bağlı olmadan, dahası kendi iç yapısında kapitalizmin yönetim ve işletme kurallarından bağımsız olarak 16 yıldır faaliyetini sürdürmektedir.


Jim Fleming
Autonomous Media: Theory and Practice
26 Kasım Cuma, 14:30, Sanat Limanı
(Ingilizce)

Autonomedia Yayıncılık’ın kurucusu ve editoryal kollektifinin üyesi olan Jim Fleming, aynı zamanda 1980-200 yılları arasında yayınlanan Semiotext(e)’in eş-editörü ve yayıncısı oldu. 1981 yılından beri City University of New York, Hunter College’da Film ve Medya bölümünde öğretim üyesi olan Fleming Kuzey Amerika, Avrupa ve Japonya’nın pek çok yerinde dersler verdi.

Otonom Medya: Teori ve Pratik
Bu başlık altında yapacaği çok yönlü sunumda Jim Fleming önce batılı medya kuramlarının tarihini özetleyecek. Bunun ardından kapitalist ve/veya sosyalist siyasi hegemonyadan bağımsızlaşmak için geliştirilmesi gereken yeni medya pratikleri üzerinde duracak. Fleming radikal medya, kültür ve siyaset alanlarında New York’ta Autonomedia tarafından son çeyrek yüzyılda basılan 350’yi aşkın eserden örnekler verecek.


Tiyatrolokomotif
Kare
26 Kasım Cuma, 17:30, Sanat Limanı
(Deneysel Tiyatro Performansı)

Tiyatrolokomotif, Türkiye’deki en eski üniversite tiyatrolarından ODTÜ Oyuncuları içinde çalışan bir grup tarafından A. Bülent Acar öncülüğünde 2006 yılında kurulan bağımsız bir tiyatro oluşumudur. Tiyatrolokomotif, ODTÜ Oyuncuları geleneğinden gelen insanların girişimi ile kurulan ve yürütülen bir topluluk olmasına karşın, kimi zaman meslekten tiyatrocuların da katılımıyla yarı-profesyonel bir anlayışla çalışmaktadır. Özetle ifade edilirse, çağımızın yenilikçi ve öncü tiyatro metinleriyle hesaplaşmayı hedef olarak benimsemiştir.

Kare
Kare adlı oyun Ulus Baker’in anısına saygı amacıyla, İstanbul 2010 bünyesinde düzenlenen Sanat ve Arzu Seminerleri’nde sergilenmek üzere hazırlanmıştır. Aynı zamanda Tiyatrolokomotif’in daha önce tasarladığı, Samuel Beckett’in kısa oyunlarından bazılarını sahnelemek amacıyla giriştiği projenin bir ön çalışmasıdır. Kare, S. Beckett’in iki kısa oyununu içerir: Quad ve Ben Değil. Quad 1982 yılında Ben Değil ise 1972 yılında yazılmıştır. Quad bir dizi fiziksel hareket betimleyen bir metindir. Bu sahnelenişte S. Beckett’in tarifine yakın bir yorumun yanı sıra Quad III adı verilmiş yeni bir yorumu da vardır. Ben Değil metni ise bir tür video-enstalasyon olarak sahneye taşınmıştır. İyi seyirler.


Halil Turhanlı
Müzik Adıyla Anılan Kuvvetli Şiir
3 Aralık Cuma, 13:30, Sanat Limanı
(İngilizce)

Halil Turhanlı 1954 doğumlu. İstanbul Üniversitesi’nde hukuk eğitimi gördü. 1980’lerin başında yazmaya başladı. Müzik, sanat ve Amerikan yeraltı sineması konusundaki yazıları değişik dergilerde yeraldı. Yayınlanmış sekiz kitabı bulunuyor. Bunlardan üçü, Müzik ve Muhalefet (Altıkırkbeş, 1996) Ütopyanın Sesleri (Chiviyazıları, 2001), Anarşik Armoni (Ne Kitaplar, 2003) müzik üzerine.

Müzik Adıyla Anılan Kuvvetli Şiir
Bu sunumun ilk bölümünde “Richard Rorty’nin düşüncesinde radikal olan ne?”, “Radikaller neden Rorty’yi seviyor ve önemsiyorlar?” sorularına kısaca cevap aranacak, ardından Rorty’nin Harold Bloom’dan ödünç aldığı, fakat anlamını ve bağlamını bir ölçüde değiştirdiği ” kuvvetli şiir” ve” kuvvetli şairler” kavramları radikal toplumsal hareketlerle ilişki içinde gelişmiş olan müziğe uyarlanmaya çalışılacak ve sivil haklar döneminden, altmışların savaş aleyhtarı hareketinden örnekler sunulacaktır. Örnekler bunlarla sınırlı kalmayacak, ayrıca modern batı müziği içinden seçilen ve Schönberg’den Sir Michael Tippett’a uzanan kimi örneklerle de konu genişletilerek tartışmaya açılacaktır.


Simon Reynolds
Yeraltı Denilen Arzu
3 Aralık Cuma, 15:00, Sanat Limanı
(Ingilizce)

Simon Reynolds popüler kültür eleştirmeni ve yazar. Kitapları arasında Seks Isyanları: Toplumsal Cinsiyet, Başkaldırı ve Rock’n’Roll (Joy Press ile birlikte, Ayrıntı, 2003; çeviren Mehmet Küçük, yayına hazırlayan Cüneyt Cebenoyan), Rip It Up and Start Again: Postpunk 1978-84 (2005) ve Energy Flash: A Journey Through Rave Music and Dance Culture (a/k/a Generation Ecstasy) (1998) yeralır. Yedinci kitabı, Retromania: Pop Culture’s Addiction to Its Own Past, Haziran 2011’de Birleşik Kraliyet ve Birleşik Devletler’de yayınlanacak. Londra’da doğdu, uzun yıllar New York’da yaşadı, şimdi ise Los Angeles’te yaşamaktadır.

Yeraltı Denilen Arzu
Müzik kültüründeki “yeraltı” kavramı şekilsiz bir kavram. Bir ideal ve pratik olarak son 45 yıl içinde cazibesinden en ufak bir şey kaybetmese de “yeraltı” kavramının anlamı durmaksızın değişti. Bu sunum yeraltı müzik tarihinin önemli aşamalarının bir taramasını önerecek: geç altmışlar/erken yetmişlerin underground rock’u; geç yetmişler/erken seksenlerin postpunk ve bağımsız plak şirketi patlaması; 1990’ların rave-sonrası dans dünyası ve Birleşik Kraliyet’in korsan radyoları; ve son onyılda ortaya çıkan, önce internet ve dijital teknolojilere bağımlı olarak gelişen ama sonra bu teknolojilere bir tepki olarak artık modası geçmiş plak ve kaset benzeri analog formatlar üzerinden kültleşen noise/drone/serbest-folk ve benzeri mikro-türler ekolojisi. “Yeraltı Denilen Arzu” özellikle bu alemlerin katılımcılarının kendini sürekli dayatan, merkezi bir çelişki ile nasıl hesaplaştıklarına dikkat edecek: Bu yeraltı alemleri bir yandan kendilerini büyük plak şirketleri ve ticari pop’un karşısında konumlamakta, diğer yandan da kaçınılmaz olarak ticaret ve küçük-ölçekli kapitalist faaliyetler sayesinde ayakta durmaktadırlar. Bağımsız plak şirketlerinin sahipleri, konser düzenleyicileri, müzisyenler, DJler ve ufak tirajlı müzik yayınları kelimenin tam anlamı ile niş bir piyasanı inşası ve bu piyasaya kültürel metalar arz etmekle iştigal etmektedirler. Bu merkezi çelişki yeraltına inmek arzusunu yönlendiren, yerleşik müziğe duyulan tiksinti ve tikel ses ve müzikal pratiklere duyulan tutkudan başlayıp siyasetle yoğrulmuş öfke ve emellere kadar uzanan etkenler silsilesinin geçersiz olduğu anlamına gelmiyor. Ama bu merkezi çelişki çeşit çeşit ideolojik eğrilmeler ve bükülmeler ve çözümlenmemiş gerilimler yaratıyor.


BİR+BİR Dergisi
Söyleşi
3 Aralık Cuma, 16:30, Sanat Limanı
(Türkçe)

Express anaakım medyada çalışmaktan sıtkı sıyrılan bir grup gazetecinin öncülüğünde 1993 sonlarında bir kolektif olarak kuruldu, 29 Ocak 1994’te haftalık haber-yorum dergisi olarak yayın hayatına başladı. 1997’de yayına ara veren Express, 2001’de aylık olarak yayınlanmaya başladı. 1996’dan 2009’a, 12 yıl boyunca Roll adlı aylık bir müzik kültürü dergisi çıkaran, 2010 başından itibaren Bir+Bir adlı aylık bir kültür-sanat dergisi yayınlayan bu kolektif, Express’in ilk sayısında ilan ettiği üzere, hiçbir partiye veya örgüte veya sermaye kuruluşuna bağlı olmadan, dahası kendi iç yapısında kapitalizmin yönetim ve işletme kurallarından bağımsız olarak 16 yıldır faaliyetini sürdürmektedir.


Georges Didi-Huberman
Arzu ve Çatışkıyı Dansetmek
12 Nisan Salı, 18:30, Fransız Kültür Merkezi
(Fransızca, Türkçe’ye Simültane Çeviri)

Felsefeci ve sanat tarihçisi Georges Didi-Huberman, şu an Paris’te Derrida ve Bourdieu gibi düşünürlerin seminer verdiği Ecole des Hautes Etudes (EHESS) isimli Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde dersler vermektedir. Ayrıca, Johns Hopkins, Northwestern, Berkeley gibi Fransa dışındaki bir çok üniversitede de seminerleri olmaktadır. Didi-Huberman Rönesanstan çağdaş sanata çok geniş bir alanda imge tarihi ve kuramı konusunda otuz kadar eser yayınlamıştır.Yazarın yakın zamandaki bazı eserleri şunlardır: Devant le Temps: Histoire de l’art et anachronisme des images (2000), L’image survivante(2002), La Ressemblance par contact: Archéologie, anachronisme et modernité de l’empreinte (2008), Quand les images prennent position: L’Oeil de l’histoire (2009); Survivance des Lucioles (2009). Öte yandan, geçtiğimiz yıllarda, 1997’de Paris Centre Georges Pompidou’da L’Empreinte, Damga/İz ve 2001 yılında Turcoing’deki Studio National des Arts Contemporains’da Fables du lieu/Yerin öyküleri gibi sergileri kavramsallaştırılmıştır. Küratörlüğünü yaptığı Atlas isimli sergisi ise önümüzdeki günlerde Madrid’de Museo Nacional Centro de Arte Reina Sofia’da gerçekleşecektir.

SEMİNER YERLERİ

Sanat Limanı
Meclis-i Mebusan Caddesi
Liman Işletmeleri Sahası Antrepo No: 5
Tophane

Fransız Kültür Merkezi
İstiklal Caddesi No: 4
Taksim
http://www.infist.org/

Istanbul 2010 Sanat ve Arzu Seminerleri

DUZENLEYENLER
Norgunk Yayıncılık, Doxa Dergisi, Körotonomedya,
KozaVisual, Pyromedia

DESTEKLEYENLER
Istanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Projesi
Görsel Sanatlar Yönetmenliği,
Fransız Kültür Merkezi, Sanat Limanı

Konaklama Sponsoru

konaklama sponsoru point hotel

Destekleyenler

Institut Français d'Istanbul

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti